oscar de la renta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oscar de la renta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2012 Salı

Meltem Cumbul'dan Cieeee

    İlkokul ve ortaokulda sınıf panosu vardır. Genelde bordo kumaş kaplıdır, belirli gün ve haftalarda o pano süslenir. Bu önemli görev için ''pano kolu'' bile mevcuttur. Koskocaman panoyu süslemek, yazılan kompozisyonları ve şiirleri simetrik bir şekilde panoya iğnelemek ülke idare etmekle eşdeğerdir. İlkokul ve ortaokul sürecinde ben hep resim kolu ve başkan yardımcısı oldum. Başkan yardımcısı olmamın sebebi de gizliden kendi iktidarımı kurmuş olmamdı ve de herhangi bir sorunda başı yanacak olan ben değil, başkanın olmasıydı (Çok çakalım değil mi? Eee ben Kara Melek dizisi ile büyüdüm, öğrendiklerimi uygulayabileceğim tek yer okuldu).


Resim kolu olmanın türlü türlü zorlukları vardı, en başta da önemli günlerde kocaman o günü yazıp boyamak ve panonun en tepesine asmak geliyordu...
10 Kasımlarda simsiyah ''Atam İzindeyiz'' ya da Yeşilay haftasında ''Sigaraya Hayır!'' gibi.


Hangi haftayı kutluyorduk şimdi anımsayamadım, İngilizce hocam İngilizce Atatürk'ün bir sözünü seçmemi, hazırlayıp panoya asmamı istedi. Tabii ki işin kolayına kaçıp en kısa olanlardan birini yazmaya karar vermiştim.


Uzun uğraşlarım sonucunda, kimselerde olmayan Talens marka guaj boyalarımla, fevkaladenin fevkinde bir iş çıkarttığımı düşünerek panoya astım. 


Panoda kocaman harflerle ''Peace at Home Peace in the World'' yazacağına, ''Peach at home Peach in the World'' yazıyordu. Yani ülkem ve dünya için ''Yurtta şeftali, dünyada şeftali'' diliyordum...


Golden Globe'da Meltem Cumbul'un zafer işareti yaparak bu sözü söylemesi üzerinde bu anım canlandı gözümde... Milletçe kronik başarılı kimseleri çekememe hastalığımızın son kurbanı da Meltem Cumbul, neden O gitmişmiş... Bu konulara girip kendimi hiç germeyeceğim :) Sadece Nuri Bilge Ceylan'ın ne düşündüğünü merak ediyorum. Kendisi Meltem Cumbul'un konuşulduğunun onda biri kadar konuşulmadı, yıllardır Cannes'da ödül alıyor, ödül veriyor...


                                      


Meltem Cumbul'un elbisesi Chloe, ayakkabıları Oscar de la Renta, takıları Erica Courtney ve çantası da Temperly London.

                                   


28 Şubat 2011 Pazartesi

83. Oscar Töreni'ni de Kırmızı Halı'yı da Dünya Gözü ile Gördüm.

    83. Oscar törenini de bitirdik. Çok mu güzeldi? Hayır. Peki ya kıyafetler? Ehh...
Ödüller hakkında da az çok tahminlerim tuttu. Daha izlemediğim halde The King's Speech'in en iyi film olmasından ziyade sonunda Colin Firth'un en iyi erkek oyuncu seçilmesine sevindim. Biatiful da ödül alabilseydi güzel olurdu tabi.


Sunucu olduğunu öğrendiğim günden beri Anne Hathaway'den çok şey bekliyordum. Kırmızı halıda, halıyla birebir renkte Valentino imzalı kırmızı elbisesi ile ''Bugün sunucuyum, törenin gözdesiyim, uyumlu olalım diye böyle giyindim.'' gibi bir açıklama yapmasını bekledim. Ne kadar yorucu bir kıyafetti... Kendisi gecede 7 kıyafet değiştirerek ''buldumcuk'' olduğunu da kanıtlamış oldu. Kıyafetleri arasında en çok Lanvin imzalı smokini beğendim, hatta bayıldım.


    Natalie Portman'ın elbise seçimi Rodarte imzalıydı. Hamile ya da kilolu bayanların vazgeçilmez elbise tarzı. Tüm tombişlikleri sakladığına inandığımız göğüs altından dökümlü, ipek şifon elbise. Mor rengin baskın olacağı bir kırmızı halı beklerken olan morların da tonlarını pek beğenmedim. 



Püsküllü küpeler de Tiffany'miş. Ama o küpeler bu kıyafete gitmemiş be Natalie. Hele de ayakkabılar. Bari ton farkı olsaydı. Mosmorsun. Saçı da çok kötü. Keşke topuz yapsaymış. Evde kendi saçını kendi yapıp gelmiş gibi.