Hermes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hermes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2011 Pazartesi

Jige'mi aldım koluma çıktım Bağdat yoluna...

   Canlı renklere bayılıyorum, enerji veriyor resmen. Neon renklerin bu yaz moda olması ile birlikte markalar da koleksiyonlarının klasik parçalarını renklendirdi. Burberry Brit koleksiyonu başta olmak üzere çok sevdiğim koleksiyonlar var.

                                                        

Hermes'in klasiklerinden olan Jige (yukarıdaki resimde)'de değişime ayak uydurmuş. Herkesin hayallerinde olan bu potföy cıvıl cıvıl renklerle karşımızda.

                          
Fiyatı  $ 2.175
                                   

23 Şubat 2011 Çarşamba

Ara beni öptüm seni seni, çok özledim deli gibi...

    Oya-Bora şarkıları ile büyümüş şanslı bir nesil olarak bu şarkının hayatımızdaki önemi büyüktür. Herkesin kendine göre uydurduğu kareografisiyle bağıra bağıra söylediği bu şarkı şimdilerde çok manidar.

Bildiğimiz üzere cep telefonları korkunç derece radyasyon yaymakta. Teknoloji ile doğru orantılı olarak artan radyasyondan kurtulmak için çeşitli yollar denense de işin içine moda ilk kez katılıyor.
Renk renk çevirmeli telefon ahizeleri şimdilerde aldığı isimle retro-ahizeler hayatımıza girmekte.

Ünlü modacı Nur Yerlitaş önderliğinde üne kavuşan bu cep telefonu ahizeleri artık Turkcell bayilerinde de satılacakmış.
Şimdi sorum şudur ki Nur Hanım her çantasına uysun diye 12 rengini de almış. (Almış derken kendisi o ahizeyi taşımak için yani reklam için ne kadar almış o da merak konusu...)
Peki 12 tane Hermes'i var mı? Merak içindeyim...
Mor Hermes'ime mor ahize...


Yeni çıkan herhangi bir ürün için ünlü kullanımının ne kadar etkili olduğunu görmekteyiz. Hülya Avşar ve Bade İşçil gibi popüler insanlar da bu retro ahizeleri kullanmaya başladıktan sonra büyük ihtimal satış patlaması yaşanacaktır. Radyasyonu %96 azalttığı için moda dışında sağlık açısından da ilgi göreceğe benziyor.





17 Şubat 2011 Perşembe

Salvador Dali'den Hermes'e Sevgilerle...

    Dali Müzesi'ni hala ballandıra ballandıra anlatıyorum. Müthişti. İstanbul'a gelince Frida'ya gittim o kadar sönük kaldı ki gözümde keşke dedim Dali'yi bir kez daha gezme fırsatım olabilseydi.



Rehber Dali'yi anlatmaya başlayınca Hermes için gömlek dizayn etmiştir deyince hemen alıcılarımı açtım gömlekten daha çok tunik tarzı olsa da beni biraz şaşırttı. Çok daha fantastik, çok daha elegan bir şey bekledim. Şile bezine çok aşina biri olarak bizim oraların yazlık gömlekleri gibiydi.




Müzeye gidiş günü cumartesi olunca aşırı kalabalıkla mücadele ve de flaşsız çekimden ötürü biraz kötü fotoğraflar.

31 Ocak 2011 Pazartesi

İkoncan ile İkoncon el ele tutuşup İstinye Park'a gitmişlerdi...

    Kış geldi mi beni üşüme korkusu alır, üşümekten nefret ediyorum.
Beresiz sokağa adım atmam, gün boyu da çıkarmam. O yüzden benim için snoodmuş, eldivenmiş kesmez. Berem yoksa üşürüm.

Kışı derinden yaşadığımız bu günlerde snood modası hızla yükseliyor...Bayanlardan sonra erkekler de el attı.

Snoodlar örülüyor boncuklar ekleniyor, o dikiliyor bu zımbalanıyor...Herkes kendi modasını yaratıyor.

Bugün gazetede klasik İstinye Park haberi neymiş diye bakarken Q7 ve Fernandes'i gördüm. Sadece ŞAKA dedim.

Deliğinden çıkmış köstebek gözüne toz kaçmasın diye gözlüklerini de eksik etmemişti. Kürk boyunluğu Hermes.
 Maşallah maşallah...Mücevherim snoodumdur diyor arkadaş. Umarım taraftarlar da bu moda akımına kapılmaz...
Fernandesciğim bak o snood mnuud hikaye, karizman olacak ki Hermes'in bir işe yarasın.

6 Ocak 2011 Perşembe

Saf İpek misin? Yoksa Yapay mı?

   İpek ismini hep sevmişimdir. Hayatımdaki İpekler'in tatlılığından mı bilemiyorum ama İpekler'in bir kötülüğünü görmedim :)

Kursta yavaş yavaş kumaş türlerini tanımaya başladık. Çok eğlenceli, eskiden kumaş tüccarları sigara kullanmasalar da yanlarında çakmak taşırlarmış, hemen kumaşın bir parçasını yakar ne olduğunu, kalitesini kokudan anlarlarmış. Şimdilik amatör koklayıcıyım ama ilerde iyi bir tüccar olabilirim, kim bilir? İleride ne olacağımı şaşırdım, inşallah erken yaşta gitmem...
 



    İpek pahalı ve lükstür. Ben küçükken sanki sadece eşarplar ipekti, şimdi ise ipek olan herşeye dokunmak bir kedi gibi sokulmak istiyorum :) 


Tabi bir de ülkemizin gururu Silk&Cashmere var.
Bu markayı çok seviyorum, konumlanışı çok net. Direkt olarak diyor ki kardeşim biz elit bir markayız, parası olan gelsin, ipekten kaşmirden anlayan gelsin, bu kaliteyi bilen gelsin.




   Zara, mango gibi markaların sattıkları ipek içeren kıyafetlerin çoğu yapak ipektir. Çünkü ipek pahalıdır ve bu markalar dünyaya satmak için üretim yaptırırlar.


Zaten zamanla topaklanma yaparmış, gerçek ipek topaklanmaz.

Gerçek ipek yakıldığı zaman beyaz duman çıkarır.
Yapay ipek ise siyah.
(Altlarını da çizdim, kırmız da yaptım, çalışkanız.)

Tabi bunu sakın aldığınız yeni bir ürün üzerinde denemeye kalkmayın :)



23 Kasım 2010 Salı

LVMH Hermes'i de almak isterse...

   
     LVMH'nin kralı, büyük insan Bernard Arnault, elindekilerle yetinmeyip (para parayı çeker) Hermes'i tamamen kendi bünyesine katmak için, Hermes'in % 17.1'lik hissesini almayı başarmış. 
     LVMH'nin 200 yıldır şirketin sahibi olan 220 kişilik Hermes hanedanını tek tek ikna ederek kalan %72.9'luk hisseyi de almak istediğinin farkına varan Hermes yönetimi, Arnault'dan satın aldığı hisseleri tekrar aile üyelerine satmasını istemiş, Arnault kurnazı da buna şöyle gıcık ve de herkesi idare edecek bir cevap vermiş: “Borsaya açık bir şirketin başı nasıl olur da bir yatırımcıdan hisselerini satmasını ister aklım almıyor. Hermes hisselerini uzun vadeli yatırım olarak görüyoruz. Yaptığımız alım tamamen dostane.(!!!) Hasmane tavır içinde olanlar, hisseleri satmamızı isteyenler.” (sen onu benim külahıma anlat)


   Gazetede okuduğumda bunun etik bir davranış olup olmadığı konusunda epeyce bir kafa yordum. Ticaret dedikleri bu mudur? dedim. Bence bu durum Burger King'in etleri ile ilgili çıkan dedikodularda McDonald's'ın bunu kendi yönüne çevirmek için 'sağlıklı yiyecek' vurgulu reklam yapmalarına benziyor. Bence bu da etik olmayan bir davranış. Sektörün önde gelen 2 firmasının daha barışçıl hareket edip, krizsel durumlarda bel altı vurmamalılar.


    Neyse konumuza döner isek, Hermes'e ne oldu?, artık Hermes Hermes olmayacak mı diye endişelenip, uykularım kaçıyorken geçenlerde gazetede okuduğum yazı ile rahat bir nefes aldım...
Hermes Ailesi'nden Guillame De Seynes-Hermes: “Hermes bizim için sadece bir marka değil, büyük annemizin adı, ailemizin adı. Yani onurumuz. Onu onurumuzu korur gibi korumaya devam edeceğiz. Hermes ailenin ve ailenin kalacak. Arnault Hermes'i alamayacak.”

Hermes 1937 yıılında, Paris'te Thierry Hermes tarafından kuruldu.

    Hermes CEO'su Patrick Thomas da, “Arnault'nun ürün anlayışı ve felsefesi ile Hermes'in felsefesi ve geleneği arasından çok büyük bir fark var. Biz lüks ürün üretmiyoruz, zanaatkarız. Sadece çok değerli el ürünleri üretiyoruz. Bu çok önemli bir ayrım” dedi. (Sanırım ben Hermesciyim)
Arnault'nun  şirketi ele geçirmemesi için her türlü önlemin alındığını belirten Thomas, komandit şirket özelliği nedeniyle yabancı bir ismin şirketin çoğunluğunu ele geçirmesinin mümkün olmadığını söyledi. Thomas, “Biz son derec e rahat ve soğukkanlıyız. Hermes ailede kalacak” mesajı verdi. (Hürriyet Gazetesi, Arzu Çakır Morin)



Komandit şirket, iki veya daha çok kimse tarafından, bir ticari işletmeyi müşterek ticaret ünvanı altında işletmek amacıyla, bir sözleşmeyle kurulan ve şirket alacaklılarına karşı ortaklardan bir kısmının sorumluluğu sınırlanmamış ve diğer bir kısım ortaklarının sorumluluğu belirli bir miktar ile sınırlanmış olan, hak ehliyeti işletme konusu ile sınırlı, tüzel kişiliğe sahip bir şirket tipidir.